İçeriğe geç

Osmanlı ve Anadolu Siyasetinde Kuyular

Osmanlı ve Anadolu Siyasetinde Kuyular

kuyular

Siyasi bir cinayete kurban giden, Washington Post’un muhabiri/yazarı suudi gazeteci Kaşıkçı’nın cesedine ulaşma çalışmaları sürüyor. Türk polisi tüm çabasına rağmen cesede rastlayamadı. Aslında ülkemizde, siyasi cinayete kurban gidip de cesedi ve kemikleri bulunamayan pek çok işadamı yada politikacı yada terörle suçlanan insan var. Bunlar, bir şekilde yok ediliyorlar. Mesela Marmara’nın açıklarında ayağına ağırlık bağlanıp denize atılan insanlar pek çok. Bu usul , Bizans ve Osmanlıda çok uygulanan bir yöntem olmuş.

Bugünlerde Arap kökenlilerin türkiyede edindikleri konut ve benzeri mülklerin bahçelerindeki kuyularda , topraklarda sürdürülüyor aramalar. Ceset yada kemiklere rastlanırsa eğer, bunun güvenilir bir -kanıt-a nasıl dönüştürülebileceği de ayrı bir konu.

Nitekim, her hafta istiklal caddesinde toplanan cumartesi annelerinin aradıkları yakınlarının kalıntılarına da hala ulaşılmış değil. Meksikada da yine her hafta toplanan ebeveynler, bir yılı aşkın bir zaman önce toplu siyasi kıyıma uğrayan 43 gencin cesedine bir türlü ulaşamıyor.

Osmanlı’da 1500’lü yıllarda başlayan ve yüz yıla yakın süren Anadolu celali isyanlarını bastırmakla görevlendirilen Murat Paşa, 100.000 in üzerinde celali isyancısı, kerhen bunlara katılan türkmen ve yöneticilerce kendilerine iş sağlanamadığından boşta gezen, kahvede ve bahçelerde vakit geçiren medrese mezunlarını (Suhti isyanı)  katletmiştir. Tabiiki ve maalesef bu katliamlarda halk deyimi ile gerçek isyancıların yanında, günahsız halk da kıyıma uğramıştır. Paşa’ya bu durum anlatıldığında, “öbür tarafta allah kendi kullarını tanır ve değerlendirir, siz hepsini öldürüp atın kuyuya” mantığını benimsemiştir. Keza bu cesetler de gömülmek yerine, Anadolu’nun her tarafında çokça bulunan kuyulara atılmak suretiyle defnedilmişlerdir. Bu yüzden Murat Paşa’nın lakabı “kuyucu murat paşa” olarak anılır olmuştur. Sadrazamlığa kadar yükselen Hırvat kökenli bu tarihi kişiliğe ait üretilen çok fazla hikaye vardır.

Eski Yaşam Koşullarında Kuyular

Eski yaşam koşullarında Mö ve hatta Ms, başlıca su tedarik kaynağı olmuştur, kuyular . O yüzden de dünyanın her yerinde sayısız su kuyusu açılmıştır. Mezopotamya ve orta doğunun “verimli ay” bölgelerinde, zeminde birkaç metrede suya ulaşılırken dağlık ve kayalık bölgelerde kuyu açma çok zor bazen de imkansız gibidir.

Uzun süreli fetih seferlerinde, saldırıya uğrayan tarafın, bölgesini korumak amacıyla su kaynaklarını, kuyuları zehirlemesi ise çok dramatik hikayelere konu olmuştur.

İşte bu yüzden genel olarak su tedariki ve bu meyanda kuyular , diplomasi ve savaş tekniğinde önemli yer işgal etmiştir. Bugün de petrolden çok daha fazla, su’dan söz edilmektedir. Öte yandan, kuyular her ülkenin iç siyasetinde de önemlidir. Ülkemizde doğu ve güneydoğuda teröre karşı TSK’nın verdiği mücadelenin gelişimi ve sonuçları, bu bölgedeki kuyular yada barajlar vasıtasıyla su tedarikinde, önemli aksamalara yol açmakta, özellikle hayvancılık ve ekim/dikim tarımını, endüstriyel tarımı dolayısıyla da bölge halkının, dahası ülkenin tümünün ekonomisini olumsuz yönde etkilemektedir. Ayrıca, sınır aşan akarsular ve bunların civarında yoğunlaşan kuyu ve benzeri su depolama faaliyetleri de geçmişte savaşlara yol açmış ve şimdi de zaman zaman çok ciddi uluslararası sorunlara gebe bulunmaktadır. Nil, Fırat, Dicle ve Arda akarsuları günümüzdeki örneklerdir.

İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir