İçeriğe geç

Yoksa Şu Gelen Kıyamet Mi?

Yapılan ölçümler ve araştırmalar, Dünya’nın ortalama sıcaklığının arttığını gösteriyor. Bu süreç, küresel ısınma ya da iklim değişikliği olarak adlandırılıyor. Canlıların yaşamını bir çok bakımdan tehdit ediyor. Buzulların giderek erimesi, deniz seviyesindeki artış, okyanusların sıcaklığındaki artış ve bunun gibi bir çok gözlemsel olay da Dünya’nın ortalama sıcaklığının artmakta olduğunu ispat ediyor.

İklim değişikliği önemli sonuçları vardır. Ortalama sıcaklığın artması, denizlerin yükselmesine ve çöllerin büyümesine neden olur. Kuraklığın artmasıyla üretim azalır. Sel, fırtına gibi doğal afetler artar. Okyanusların asitlik derecesi değişir. Dünya iklim sistemindeki bu değişimlerin 30-40 yıl sonra tarım yapacak toprak ve yaşanacak yeryüzü bırakmayacağı tahmin edilmektedir.

İklim değişikliği ile ilgili iki görüş var. Birincisi, iklim değişikliğinin doğal bir süreç olduğu, insan kaynaklı olmadığı yönünde. İkincisi ve kabul gören görüş; iklim değişikliğinin insan kaynaklı olduğu, insanların bu süreci hızlandırdığı yönünde. Hızlı nüfus artışı, fosil yakıtların aşırı kullanımı ve yaşam standardının yükseltilmesi gibi insan aktiviteleri küresel ısınmayı hızlandırır. Özellikle fosil yakıtların kullanılması, ormanların kıyımı, sentetik gübre kullanımı, ‘Sera Gazı’nı artırır ve doğa için ölümcüldür. İnsanlar sera gazlarının salınımının artmasına neden olduğu için küresel ısınmayı hızlandırır.

Kısacası, modern yaşam doğayı yok eder. Peki, küresel ısınmayı durdurmak mümkün mü? alınan önlemler neler?

Dünya tarihinde 195 ülke tarafından imzalanan iklim değişikliği ile ilgili en büyük anlaşma Paris İklim Anlaşması’dır. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çevre Sözleşmesi çerçevesinde sera gazları salınımını azaltmaya yönelik önlemleri içeren bir anlaşmadır.

Anlaşma ile 195 ülke aşağıdaki amaçlarda hem fikir olmuşlardır:

  • Ülkelerin küresel sıcaklık artışını 2 derecenin altında tutmak için çaba sarf etmesi gerekiyor.
  • Ülkeler anlaşma ile alınan kararlar hakkında ne aşamada olduklarını her beş yılda bir raporlamak zorunda.
  • Sera gazı salınımını küresel seviyede azaltılmak zorunda.
  • Sera gazı salınımını azaltacak önlemler en kısa sürede devreye alınmak zorunda.

195 ülkenin imzaladığı Dünya’nın geleceğini korumaya yönelik olan Paris İklim Anlaşması’ndan ilk çıkan ülke Trump yönetimindeki ABD oldu. Trump skandal bir karara imza attı. Diğer ülkeler Trump’ı kınadı ama olan oldu.

Küresel ısınma durdurulabilir mi?

Yapılan araştırmalar, dünyanın sanayileşme öncesi doğallığına geri dönebileceği bir dönüşümün olanaksız olduğunu gösteriyor. Ülkelerin ekonomik çıkarlarının doğa ve çevreden daha önemli olduğu sürece küresel ısınmayı azaltmak bir temenninin ötesine geçmiyor. Temenni niteliğindeki anlaşmalar işe yaramayacak gibi gözükmüyor. Buna karşın kısmi iyileştirmeler yapılabilmesi ya da mevcut durumun daha fazla kötüleşmesi engellenmeye çalışılıyor. Bu amaç için eylemler yapılıyor. Farklı fikirler ortaya atılıyor.

İngiltere Londra’da çevreci “Extinction Rebellion” grubu küresel ısınmaya dikkat çekmek için Londra’nın işlek caddelerini işgal ediyor, trafiği kapatıyor. 16 yaşındaki İsveçli aktivist Thunberg iklim değişikliği ile ilgili İtalya’da Senato’da konuşma yapıyor. AB ülkelerini suçluyor. Avrupa’da çeşitli ülkelerde eylemler oluyor. Sonuç alınamıyor.

Bilim insanları da yılmıyor. Radikal yöntemleri bile deniyor. İngiltere’de bilim insanları iklim değişikliğini durdurabilmek için yeni yöntemlerin test edileceği bir araştırma merkezi kurmayı planlıyor. Kurulacak bu merkezde kutuplarda eriyen buzulları tekrar dondurmaya çalışmak gibi radikal yöntemler denenecek. Fakat büyük ihtimal yine sonuca varılmayacak.

Ülkelerin ve liderlerin önemsemediği küresel ısınma adım adım geliyor ve durdurulamıyor. Gerçek bu ya engellenemiyor. Engellenebileceğe de benzemiyor. Belkide, insanlar için son yaklaşıyor. Yoksa, şu gelen kıyamet mi? Kıyamet olsa dahi denemeye değmez mi?

İlk Yorumu Siz Yapın

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir